AŞKIN IŞIĞI

 

 

                             EROS ve PSYKHE


                          Psykhe(ruh), Anadoluda, Ege kıyılarında bulunan Milet kenti kralının üç kızının en güzeliydi. O kadar güzeldi ki,
                    ölümlü bir kız olmasına rağmen, herkes ona karşı derin bir hayranlık duyuyor ve bir tanrıça ya tapar gibi tapıyordu. Bu 
                    durum güzellik tanrıçası Afrodit'in hiç hoşuna gitmez ve oğlu aşk tanrısı Eros'u çağırıp, bu kızı bir canavara aşık ederek
                    cezalandırmasını ister.....


                          Eros,AŞK'tır , sırtında bir çift kanadıyla dünyayı dolaşarak geçtiği yerlere çiçek kokuları ve neşe bırakır , elindeki
                    okları insanların kalbine fırlatarak onları birbirine aşık eder........ Annesinin isteğini yerine getirmek için yola koyulan 
                    EroS, Psykhe'yi bulduğunda onu bir canavara aşık etmek için kalbine nişan alıp, okunu atmak üzereyken , o güzellik karşısında
                    aklı başından gider , şaşkınlıktan okunu kendi kalbine batırır ve kızın deli divane aşığı olur. Onu alıp sihirli bir saraya götü-
                    rür. Hergece karanlık düştükten sonra,kendisini göstermeden saraya girer ve sevdiğiyle buluşur. Psykhe, kendisini deliler gibi
                    sevip, mutlu eden bu erkeği görmek ister. Fakat Eros, kanatlı bir tanrı olduğundan, kendisini olduğu gibi kabul etmesini, aşkıyla 
                    yetinip güvenmesini, kim olduğunu bilmeyi ve görmeyi talep etmemesini ister.''Aşkımızın sırrını kalbinde taşıdığın sürece  mut-
                    lu olacaksın'' der. Psykhe'de bu duruma alışır ve  Eros'u çok sever. Günleri , sevdiğiyle mutluluk içinde geçireceği gereleri
                    beklemekle geçer.......


                        Birgün, Psykhe kardeşleriyle buluşur. Kardeşlerinin, sevdiği erkeğin çirkinliğinden utanan bir canavar olduğu için  ken-
                    sini göstermediğini söylemesiyle Psykhe'nin içine bir şüphe düşer. Eros uykuya daldığında, sakladığı kandille yanına yaklaşır
                    ve güzel yüzünü gördüğünde duyduğu aşk daha da artar, büyülenir, öpmek için eğilirken elleri titrer ve kandilden bir damla kız-
                    gın yağ, Eros'un omzuna damlar. Acı ile uyanır ve sevdiğinin kendisine olan güvensizliğini görünce, uçarak oradan kaçıp gider....
                    Aşk(eros)'ını kaybeden Ruh(psykhe), üzüntüden derin bir ateşin içine düşer. Ne yapacağını bilmeden pişmanlık ve acı ile yollara 
                    düşer. Bitkin bir halde Afrodit'den yardım ister. Afrodit'in verdiği tüm zorlu görevlere katlanmaya, acı çekmeye, ne denli ağır
                    olursa olsun, her çileyi çekmeye razı olur, sevdiğine  kavuşacağı ümidiyle........


                       Nihayet birgün Eros, kendisine bu kadar bağlanan Psykhe'nin bu halini görünce, dayanamaz ve affeder. Tanrıların tanrısı
                    Zeus'a gidip, Psykhe'nin kaderini değiştirmesini, kendisine eş olarak verilip kurtarılmasını ister. Zeus, kavuşmak uğruna bütün 
                    zorlu engellere razı olup, göğüs geren Psykhe'nin, Eros'la ayrılamaz bir bütün olduğunu görünce, Psykhe'ye sonsuzluk nefesini
                    üfler ve onu tanrılar katına getirip Eros'la evlendirir...... İnsan ruhu(psykhe), Aşk(eros)'la ölümsüzleşmiştir artık.........

 

                        RUHLARIMIZA , AŞK'IN ÖLÜMSÜZLEŞTİRDİĞİ SONSUZLUK NEFESİNİN ÜFLENMESİ DİLEĞİYLE.............
                                                                                                                                                                                                   APASA

 

ADET
₺2.450,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

 

FREYJA ve DÖRT CÜCE

(BRİSİNGAMEN KOLYESİ)

 

Freyja, İskandinav mitolojisinde, hem insanların hem de tanrıların gözünde dayanılmaz bir çekiciliğe sahip, bereket ve aşk tanrıçasıdır. Mutluğun sırrının bereketle, bereketinde aşkla geldiğini söyler, üremeyi çoğalmayı teşvik eder. Kocası Od, çoğunlukla uzun yolculuklara çıkar ve bu yüzden Freyja'nın döktüğü gözyaşları  kırmızı altına

dönüşürdü.

 

Freyja'nın güzelliğine güzellik katan, en değerli hazinesi ''BRİSİNGAMEN'' adındaki kolyesidir. Bu kolye, herbiri doğanın dört temel elementini temsil eden,dört tane cüce tarafından yapılmıştır. Freyja, kolyeye sahip olabilmek için altın teklif eder , fakat cüceler altını kabul etmeyip, Freyja ile birer gece birlikte olmak ister...Freyja kabul eder ve beşinci gün kolyeyi alır...

Evrende fiziksel olan herşey dört elementten oluşur.Bu elementlerin bütünü ''Yaşamsal Enerji'dir''.Mitolojide beşinci element ise ruh' dur.....Freyja'nın  aşk la dolu ruhu , dört cücenin taşıdığı yaşamsal enerji ile birleşip  evrenle bütünleşmiştir. Brisingamen kolyesindeki, aşkın yaşamla birleşmesindeki tutkusuydu, Freyjanın taktıgında güzelliğine güzellik katan kolyesinin büyüsü....... 

 

BEDENLERİMİZİN AŞK DOLU BİR RUHLA, EVRENDE BÜTÜNLEŞMESİ DİLEĞİYLE.............

APASA

 

ADET
₺3.725,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

FREYJA ve DÖRT CÜCE

(BRİSİNGAMEN KOLYESİ)

 

Freyja, İskandinav mitolojisinde, hem insanların hem de tanrıların gözünde dayanılmaz bir çekiciliğe sahip, bereket ve aşk tanrıçasıdır. Mutluğun sırrının bereketle, bereketinde aşkla geldiğini söyler, üremeyi çoğalmayı teşvik eder. Kocası Od, çoğunlukla uzun yolculuklara çıkar ve bu yüzden Freyja'nın döktüğü gözyaşları  kırmızı altına dönüşürdü.

 

Freyja'nın güzelliğine güzellik katan, en değerli hazinesi ''BRİSİNGAMEN'' adındaki kolyesidir. Bu kolye, herbiri doğanın dört temel elementini temsil eden,dört tane cüce tarafından yapılmıştır. Freyja, kolyeye sahip olabilmek için altın teklif eder , fakat cüceler altını kabul etmeyip, Freyja ile birer gece birlikte olmak ister...Freyja kabul eder ve beşinci gün kolyeyi alır...

 

Evrende fiziksel olan herşey dört elementten oluşur.Bu elementlerin bütünü ''Yaşamsal Enerji'dir''.Mitolojide beşinci element ise ruh' dur.....Freyja'nın  aşk la dolu ruhu , dört cücenin taşıdığı yaşamsal enerji ile birleşip  evrenle bütünleşmiştir. Brisingamen kolyesindeki, aşkın yaşamla birleşmesindeki tutkusuydu, Freyjanın taktıgında güzelliğine güzellik katan kolyesinin büyüsü....... 

 

BEDENLERİMİZİN AŞK DOLU BİR RUHLA, EVRENDE BÜTÜNLEŞMESİ DİLEĞİYLE.............

ADET
₺2.625,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

FREYJA ve DÖRT CÜCE

(BRİSİNGAMEN KOLYESİ)

 

Freyja, İskandinav mitolojisinde, hem insanların hem de tanrıların gözünde dayanılmaz bir çekiciliğe sahip, bereket ve aşk tanrıçasıdır. Mutluğun sırrının bereketle, bereketinde aşkla geldiğini söyler, üremeyi çoğalmayı teşvik eder. Kocası Od, çoğunlukla uzun yolculuklara çıkar ve bu yüzden Freyja'nın döktüğü gözyaşları  kırmızı altına dönüşürdü.

 

Freyja'nın güzelliğine güzellik katan, en değerli hazinesi ''BRİSİNGAMEN'' adındaki kolyesidir. Bu kolye, herbiri doğanın dört temel elementini temsil eden,dört tane cüce tarafından yapılmıştır. Freyja, kolyeye sahip olabilmek için altın teklif eder , fakat cüceler altını kabul etmeyip, Freyja ile birer gece birlikte olmak ister...Freyja kabul eder ve beşinci gün kolyeyi alır...

 

Evrende fiziksel olan herşey dört elementten oluşur.Bu elementlerin bütünü ''Yaşamsal Enerji'dir''.Mitolojide beşinci element ise ruh' dur.....Freyja'nın  aşk la dolu ruhu , dört cücenin taşıdığı yaşamsal enerji ile birleşip  evrenle bütünleşmiştir. Brisingamen kolyesindeki, aşkın yaşamla birleşmesindeki tutkusuydu, Freyjanın taktıgında güzelliğine güzellik katan kolyesinin büyüsü....... 

 

BEDENLERİMİZİN AŞK DOLU BİR RUHLA, EVRENDE BÜTÜNLEŞMESİ DİLEĞİYLE.............

ADET
₺860,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

FREYJA ve DÖRT CÜCE

(BRİSİNGAMEN KOLYESİ)

 

Freyja, İskandinav mitolojisinde, hem insanların hem de tanrıların gözünde dayanılmaz bir çekiciliğe sahip, bereket ve aşk tanrıçasıdır. Mutluğun sırrının bereketle, bereketinde aşkla geldiğini söyler, üremeyi çoğalmayı teşvik eder. Kocası Od, çoğunlukla uzun yolculuklara çıkar ve bu yüzden Freyja'nın döktüğü gözyaşları  kırmızı altına dönüşürdü.

 

Freyja'nın güzelliğine güzellik katan, en değerli hazinesi ''BRİSİNGAMEN'' adındaki kolyesidir. Bu kolye, herbiri doğanın dört temel elementini temsil eden,dört tane cüce tarafından yapılmıştır. Freyja, kolyeye sahip olabilmek için altın teklif eder , fakat cüceler altını kabul etmeyip, Freyja ile birer gece birlikte olmak ister...Freyja kabul eder ve beşinci gün kolyeyi alır...

 

Evrende fiziksel olan herşey dört elementten oluşur.Bu elementlerin bütünü ''Yaşamsal Enerji'dir''.Mitolojide beşinci element ise ruh' dur.....Freyja'nın  aşk la dolu ruhu , dört cücenin taşıdığı yaşamsal enerji ile birleşip  evrenle bütünleşmiştir. Brisingamen kolyesindeki, aşkın yaşamla birleşmesindeki tutkusuydu, Freyjanın taktıgında güzelliğine güzellik katan kolyesinin büyüsü....... 

 

 

BEDENLERİMİZİN AŞK DOLU BİR RUHLA, EVRENDE BÜTÜNLEŞMESİ DİLEĞİYLE.............

ADET
₺1.220,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

 

FREYJA ve DÖRT CÜCE

(BRİSİNGAMEN KOLYESİ)

 

Freyja, İskandinav mitolojisinde, hem insanların hem de tanrıların gözünde dayanılmaz bir çekiciliğe sahip, bereket ve aşk tanrıçasıdır. Mutluğun sırrının bereketle, bereketinde aşkla geldiğini söyler, üremeyi çoğalmayı teşvik eder. Kocası Od, çoğunlukla uzun yolculuklara çıkar ve bu yüzden Freyja'nın döktüğü gözyaşları  kırmızı altına dönüşürdü.

 

Freyja'nın güzelliğine güzellik katan, en değerli hazinesi ''BRİSİNGAMEN'' adındaki kolyesidir. Bu kolye, herbiri doğanın dört temel elementini temsil eden,dört tane cüce tarafından yapılmıştır. Freyja, kolyeye sahip olabilmek için altın teklif eder , fakat cüceler altını kabul etmeyip, Freyja ile birer gece birlikte olmak ister...Freyja kabul eder ve beşinci gün kolyeyi alır...

 

Evrende fiziksel olan herşey dört elementten oluşur.Bu elementlerin bütünü ''Yaşamsal Enerji'dir''.Mitolojide beşinci element ise ruh' dur.....Freyja'nın  aşk la dolu ruhu , dört cücenin taşıdığı yaşamsal enerji ile birleşip  evrenle bütünleşmiştir. Brisingamen kolyesindeki, aşkın yaşamla birleşmesindeki tutkusuydu, Freyjanın taktıgında güzelliğine güzellik katan kolyesinin büyüsü.......

 

BEDENLERİMİZİN AŞK DOLU BİR RUHLA, EVRENDE BÜTÜNLEŞMESİ DİLEĞİYLE.............

 

ADET
₺1.800,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

PHİLEMON ve BAUKİS

Tanrı Zeus, bir gün, oğlu Hermes’i yanına alıp, insanların gün geçtikçe, hem tanrıları hem de birbirlerini mutlu etmeyi, paylaşmayı ve sevmeyi neden unuttuklarını anlamak için, iki yoksul kılığına girip, topraklarının verimli, insanlarının zengin olduğu Phrygia’ya (Bergama) ölümlüleri ziyarete giderler. Tanrı misafiriyiz diyerek, evlerinin kapılarını tek tek çalmaya başlarlar fakat görüntülerine aldanıp kimse kapılarını açmaz. Eski ve yıkık bir kulübede, yıllardır birbirlerine olan sevgilerini yitirme- den, mutlu bir yaşam süren, Philemon ve Baukis adlı yaşlı ve fakir bir çift, onlara kapılarını açar, samimiyet ve güler yüzleriyle içeri davet eder ve en iyi şekilde ağırlar. Tanrı Zeus, fakir olmalarına rağmen sahip olduklarını kendileriyle paylaşan, ömürlerini birbirlerine destek olarak geçiren bu çifti, ellerinden tutarak kulübelerinden çıkarıp, kentin yanı başındaki yamaca götürür. Bergama ovasının sular altında kaldığını, sadece kendi kulübelerinin olduğu tepecikte, bembeyaz mermerden bir tapınağın yük- seldiğini göstererek, bundan sonra evlerinin o tapınak olduğunu söyler. “İyi, cömert ve sevgi dolu bu yüreğiniz karşılıksız kalmayacak, şimdi dileyin benden ne dilerseniz” der. Birbirlerinin aşkından başka hiçbir şeyi olmadığı halde her zaman mutlu yaşamış olan bu çiftin Zeus tan tek isteği “hayatta oldukları günleri birlikte geçirip,dünyadan da birlikte ayrılmaları” olur.

Philemon ve Baukis, kulübelerinin yerinde yükselen Zeus’un tapınağının rahip ve rahibesi olarak yaşarlar. Bir gün, tapınağın önünde, birden, yere daha sağlam basar olup ve bedenlerinin dallanıp yapraklandığını, ayakla- rının toprakta kök salmaya başladığını görürler. Ulu bir çınara dönüşen Philemon, ele benzeyen yapraklarıyla uzanır biraz uzağında köklenen Baukis’in dallarına. O dokunuşuyla, mis kokulu sarı göbekli bembeyaz ıhlamur çiçekleri açar Baukis’in dalları, şefkatle okşasın sevgilisi diye... Gövdeleri aynı, dalları farklı bir ıhlamur ve çınar ağacıyla aşkları ölüm- süzleşmiştir artık...

Sevginin ve iyiliğin kök saldığı bir dünyada yaşamak dileğiyle...

ADET
₺3.250,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

PHİLEMON ve BAUKİS

Tanrı Zeus, bir gün, oğlu Hermes’i yanına alıp, insanların gün geçtikçe, hem tanrıları hem de birbirlerini mutlu etmeyi, paylaşmayı ve sevmeyi neden unuttuklarını anlamak için, iki yoksul kılığına girip, topraklarının verimli, insanlarının zengin olduğu Phrygia’ya (Bergama) ölümlüleri ziyarete giderler. Tanrı misafiriyiz diyerek, evlerinin kapılarını tek tek çalmaya başlarlar fakat görüntülerine aldanıp kimse kapılarını açmaz. Eski ve yıkık bir kulübede, yıllardır birbirlerine olan sevgilerini yitirme- den, mutlu bir yaşam süren, Philemon ve Baukis adlı yaşlı ve fakir bir çift, onlara kapılarını açar, samimiyet ve güler yüzleriyle içeri davet eder ve en iyi şekilde ağırlar. Tanrı Zeus, fakir olmalarına rağmen sahip olduklarını kendileriyle paylaşan, ömürlerini birbirlerine destek olarak geçiren bu çifti, ellerinden tutarak kulübelerinden çıkarıp, kentin yanı başındaki yamaca götürür. Bergama ovasının sular altında kaldığını, sadece kendi kulübelerinin olduğu tepecikte, bembeyaz mermerden bir tapınağın yük- seldiğini göstererek, bundan sonra evlerinin o tapınak olduğunu söyler. “İyi, cömert ve sevgi dolu bu yüreğiniz karşılıksız kalmayacak, şimdi dileyin benden ne dilerseniz” der. Birbirlerinin aşkından başka hiçbir şeyi olmadığı halde her zaman mutlu yaşamış olan bu çiftin Zeus tan tek isteği “hayatta oldukları günleri birlikte geçirip,dünyadan da birlikte ayrılmaları” olur.

Philemon ve Baukis, kulübelerinin yerinde yükselen Zeus’un tapınağının rahip ve rahibesi olarak yaşarlar. Bir gün, tapınağın önünde, birden, yere daha sağlam basar olup ve bedenlerinin dallanıp yapraklandığını, ayakla- rının toprakta kök salmaya başladığını görürler. Ulu bir çınara dönüşen Philemon, ele benzeyen yapraklarıyla uzanır biraz uzağında köklenen Baukis’in dallarına. O dokunuşuyla, mis kokulu sarı göbekli bembeyaz ıhlamur çiçekleri açar Baukis’in dalları, şefkatle okşasın sevgilisi diye... Gövdeleri aynı, dalları farklı bir ıhlamur ve çınar ağacıyla aşkları ölüm- süzleşmiştir artık...

Sevginin ve iyiliğin kök saldığı bir dünyada yaşamak dileğiyle...

ADET
₺720,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

 

 

PHİLEMON ve BAUKİS

Tanrı Zeus, bir gün, oğlu Hermes’i yanına alıp, insanların gün geçtikçe, hem tanrıları hem de birbirlerini mutlu etmeyi, paylaşmayı ve sevmeyi neden unuttuklarını anlamak için, iki yoksul kılığına girip, topraklarının verimli, insanlarının zengin olduğu Phrygia’ya (Bergama) ölümlüleri ziyarete giderler. Tanrı misafiriyiz diyerek, evlerinin kapılarını tek tek çalmaya başlarlar fakat görüntülerine aldanıp kimse kapılarını açmaz. Eski ve yıkık bir kulübede, yıllardır birbirlerine olan sevgilerini yitirme- den, mutlu bir yaşam süren, Philemon ve Baukis adlı yaşlı ve fakir bir çift, onlara kapılarını açar, samimiyet ve güler yüzleriyle içeri davet eder ve en iyi şekilde ağırlar. Tanrı Zeus, fakir olmalarına rağmen sahip olduklarını kendileriyle paylaşan, ömürlerini birbirlerine destek olarak geçiren bu çifti, ellerinden tutarak kulübelerinden çıkarıp, kentin yanı başındaki yamaca götürür. Bergama ovasının sular altında kaldığını, sadece kendi kulübelerinin olduğu tepecikte, bembeyaz mermerden bir tapınağın yük- seldiğini göstererek, bundan sonra evlerinin o tapınak olduğunu söyler. “İyi, cömert ve sevgi dolu bu yüreğiniz karşılıksız kalmayacak, şimdi dileyin benden ne dilerseniz” der. Birbirlerinin aşkından başka hiçbir şeyi olmadığı halde her zaman mutlu yaşamış olan bu çiftin Zeus tan tek isteği “hayatta oldukları günleri birlikte geçirip,dünyadan da birlikte ayrılmaları” olur.

Philemon ve Baukis, kulübelerinin yerinde yükselen Zeus’un tapınağının rahip ve rahibesi olarak yaşarlar. Bir gün, tapınağın önünde, birden, yere daha sağlam basar olup ve bedenlerinin dallanıp yapraklandığını, ayakla- rının toprakta kök salmaya başladığını görürler. Ulu bir çınara dönüşen Philemon, ele benzeyen yapraklarıyla uzanır biraz uzağında köklenen Baukis’in dallarına. O dokunuşuyla, mis kokulu sarı göbekli bembeyaz ıhlamur çiçekleri açar Baukis’in dalları, şefkatle okşasın sevgilisi diye... Gövdeleri aynı, dalları farklı bir ıhlamur ve çınar ağacıyla aşkları ölüm- süzleşmiştir artık...

Sevginin ve iyiliğin kök saldığı bir dünyada yaşamak dileğiyle...

 

ADET
₺685,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

SELENE ve ENDYMİON              

Endtmion, Anadolunun yemyeşil çimenlerinin, mis kokulu çiçeklerinin olduğu Latmos(Beşparmak) Dağı yamaçlarında sürülerini otlatan, yakışıklı genç  bir çobandır. Her akşam koyunlarını dinlendirirken, kavalını çalıp Bafa Gölü'nün sularından yıkanarak çıkan, Beşparmak Dağlarının keskin uçlarından yavaş yavaş gökyüzüne yükselen ay tanrıçası Selene' yi izler.......

Selene, boğaların çektiği gümüş bir araba üzerinde, başında bir ay, elinde meşalesiyle, karanlık geceleri aydınlatıp düşler kurdurur insanlara.....

Çoban aşık olur bu güzelliğe.... Her gece  Selene 'nin yansıttığı ışığın izlerini takip ederken, kavalı daha bir içli,daha bir aşk la ses vermeye başlar.... Selene'de, kavalına can verişini dinlerken, kaptırır gönlünü bu yakışıklı çobana. Her gece kendi ışığını yansıttığı mağarada uykuya dalan çobanın yanına gelir, onu okşar ve sever. Çobanda dünya gözüyle üzerine eğilen gövdeyi göremez ama düşlerinde her gece, Selene' nin yanına gelip, sevmesinin mutluluğunu duyar. Uzun gündüzlerin bitip, sevgilisinin kollarında olacağı gecedeki uykuyu bekler yakışıklı çoban.

Bu sevgi karşısında Tanrıların tanrısı Zeus, çobana  '' Dile benden ne dilersen'' der. Çoban ne güç ister ne para. Tek isteği, sevgilisiyle geçireceği anları sonsuz kılabilmek için '' ölümsüz, sonsuz bir uyku '' diler.

Yakışıklı çoban Endymion, Beşparmak Dağlarındaki bir mağarada sonsuz bir uykuya yatar, sevgilisinin ışığıyla her gece öpülüp, okşansın diye.......................

SEVDİĞİMİZİN IŞIĞININ SONSUZA DEK ÜZERİMİZDE OLMASI DİLEĞİYLE..............

                                                                                                                                                                     APASA

ADET
₺2.635,00 KDV Dahil
AŞKIN IŞIĞI

SELENE ve ENDYMİON              

Endtmion, Anadolunun yemyeşil çimenlerinin, mis kokulu çiçeklerinin olduğu Latmos(Beşparmak) Dağı yamaçlarında sürülerini otlatan, yakışıklı genç  bir çobandır. Her akşam koyunlarını dinlendirirken, kavalını çalıp Bafa Gölü'nün sularından yıkanarak çıkan, Beşparmak Dağlarının keskin uçlarından yavaş yavaş gökyüzüne yükselen ay tanrıçası Selene' yi izler.......

Selene, boğaların çektiği gümüş bir araba üzerinde, başında bir ay, elinde meşalesiyle, karanlık geceleri aydınlatıp düşler kurdurur insanlara.....

Çoban aşık olur bu güzelliğe.... Her gece  Selene 'nin yansıttığı ışığın izlerini takip ederken, kavalı daha bir içli,daha bir aşk la ses vermeye başlar.... Selene'de, kavalına can verişini dinlerken, kaptırır gönlünü bu yakışıklı çobana. Her gece kendi ışığını yansıttığı mağarada uykuya dalan çobanın yanına gelir, onu okşar ve sever. Çobanda dünya gözüyle üzerine eğilen gövdeyi göremez ama düşlerinde her gece, Selene' nin yanına gelip, sevmesinin mutluluğunu duyar. Uzun gündüzlerin bitip, sevgilisinin kollarında olacağı gecedeki uykuyu bekler yakışıklı çoban.

Bu sevgi karşısında Tanrıların tanrısı Zeus, çobana  '' Dile benden ne dilersen'' der. Çoban ne güç ister ne para. Tek isteği, sevgilisiyle geçireceği anları sonsuz kılabilmek için '' ölümsüz, sonsuz bir uyku '' diler.

Yakışıklı çoban Endymion, Beşparmak Dağlarındaki bir mağarada sonsuz bir uykuya yatar, sevgilisinin ışığıyla her gece öpülüp, okşansın diye.......................

SEVDİĞİMİZİN IŞIĞININ SONSUZA DEK ÜZERİMİZDE OLMASI DİLEĞİYLE..............

ADET
₺1.360,00 KDV Dahil
PHİLİMON VE BAUKİS

PHİLEMON ve BAUKİS

Tanrı Zeus, bir gün, oğlu Hermes’i yanına alıp, insanların gün geçtikçe, hem tanrıları hem de birbirlerini mutlu etmeyi, paylaşmayı ve sevmeyi neden unuttuklarını anlamak için, iki yoksul kılığına girip, topraklarının verimli, insanlarının zengin olduğu Phrygia’ya (Bergama) ölümlüleri ziyarete giderler. Tanrı misafiriyiz diyerek, evlerinin kapılarını tek tek çalmaya başlarlar fakat görüntülerine aldanıp kimse kapılarını açmaz. Eski ve yıkık bir kulübede, yıllardır birbirlerine olan sevgilerini yitirme- den, mutlu bir yaşam süren, Philemon ve Baukis adlı yaşlı ve fakir bir çift, onlara kapılarını açar, samimiyet ve güler yüzleriyle içeri davet eder ve en iyi şekilde ağırlar. Tanrı Zeus, fakir olmalarına rağmen sahip olduklarını kendileriyle paylaşan, ömürlerini birbirlerine destek olarak geçiren bu çifti, ellerinden tutarak kulübelerinden çıkarıp, kentin yanı başındaki yamaca götürür. Bergama ovasının sular altında kaldığını, sadece kendi kulübelerinin olduğu tepecikte, bembeyaz mermerden bir tapınağın yük- seldiğini göstererek, bundan sonra evlerinin o tapınak olduğunu söyler. “İyi, cömert ve sevgi dolu bu yüreğiniz karşılıksız kalmayacak, şimdi dileyin benden ne dilerseniz” der. Birbirlerinin aşkından başka hiçbir şeyi olmadığı halde her zaman mutlu yaşamış olan bu çiftin Zeus tan tek isteği “hayatta oldukları günleri birlikte geçirip,dünyadan da birlikte ayrılmaları” olur.

Philemon ve Baukis, kulübelerinin yerinde yükselen Zeus’un tapınağının rahip ve rahibesi olarak yaşarlar. Bir gün, tapınağın önünde, birden, yere daha sağlam basar olup ve bedenlerinin dallanıp yapraklandığını, ayakla- rının toprakta kök salmaya başladığını görürler. Ulu bir çınara dönüşen Philemon, ele benzeyen yapraklarıyla uzanır biraz uzağında köklenen Baukis’in dallarına. O dokunuşuyla, mis kokulu sarı göbekli bembeyaz ıhlamur çiçekleri açar Baukis’in dalları, şefkatle okşasın sevgilisi diye... Gövdeleri aynı, dalları farklı bir ıhlamur ve çınar ağacıyla aşkları ölüm- süzleşmiştir artık...

Sevginin ve iyiliğin kök saldığı bir dünyada yaşamak dileğiyle...

ADET
₺850,00 KDV Dahil
FREYJA

                                                                                                                                FREYJA ve DÖRT CÜCE
                                                                                                                                ( BRİSİNGAMEN KOLYESİ) 
                                                               Freyja, İskandinav mitolojisinde, hem insanların hem de tanrıların gözünde dayanılmaz bir çekiciliğe sahip
                                                     güzellik, bereket ve aşk tanrıçasıdır. Mutluğun sırrının bereketle, bereketinde aşkla geldiğini söyler, üremeyi çoğalmayı
                                                     teşvik eder. Kocası Od, çoğunlukla uzun yolculuklara çıkar ve bu yüzden Freyja'nın döktüğü gözyaşları  kırmızı altına 
                                                     dönüşürdü.
                                                             Freyja'nın güzelliğine güzellik katan, en değerli hazinesi ''BRİSİNGAMEN'' adındaki kolyesidir. Bu kolye, herbiri
                                                   doğanın dört temel elementini temsil eden,dört tane cüce tarafından yapılmıştır. Freyja, kolyeye sahip olabilmek için
                                                   altın teklif eder , fakat cüceler altını kabul etmeyip, Freyja ile birer gece birlikte olmak ister...Freyja kabul eder ve beşinci
                                                   gün kolyeyi alır...
                                                               Evrende fiziksel olan herşey dört elementten oluşur.Bu elementlerin bütünü ''Yaşamsal Enerji'dir''.Mitolojide beşinci element
                                                   ise ruh' dur.....Freyja'nın  aşk la dolu ruhu , dört cücenin taşıdığı yaşamsal enerji ile birleşip  evrenle bütünleşmiştir. Brisingamen 
                                                   kolyesindeki, aşkın yaşamla birleşmesindeki tutkusuydu, Freyjanın taktıgında güzelliğine güzellik katan kolyesinin büyüsü.......  

                                                         BEDENLERİMİZİN AŞK DOLU BİR RUHLA, EVRENDE BÜTÜNLEŞMESİ DİLEĞİYLE.............
                                                                                                                                                                                                             APASA
 

ADET
₺870,00 KDV Dahil
Çerez Kullanımı